turizm rehberi

Mega Merkez
Mega Merkez <<<<>>>>İnternetin merkezi

Site ekle
Site ekle hit kazan sesini duyur.

Sağıroda TV
Duyulmayanı duyacak görülmeyeni görecek.Artık sağıroda Tv var

Online sözlük
İngilizceden türkceye,türkçeden ingilizceye online çeviri,.
Dictionaries in All languages


Blog Defteri
Bu defter ilginç blogları yazar.sende oku.

Sunday, July 19, 2009

10 TL'ye tatil

BELEŞ TATİL

Ekonomik gücü yetmeyenler çok ucuza tatil yapabiliyorlar


Ekonomik güçlerinin el vermemesi nedeniyle yıldızlı otellere gidemeyenler, Mersin sahillerinde, geceliği 10 TL'den kiralanabilen çadırlarda ekonomik tatil yapıyorlar.

Antalya, Alanya, Çeşme gibi turistik konaklama tesisleri yerli ve yabancı turisti çekebilmek için cazip fırsatlar sunarken, Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Atakent Beldesi sahilleri, çadır turizmini tercih eden ailelerin yoğun ilgisini çekiyor.

Özellikle Adana, Mersin, Kayseri, Kahramanmaraş ve Gaziantep'ten beldedeki Kapızlı Kamp alanına gelen vatandaşlar, turistik tesislere göre daha ekonomik olarak düşündükleri çadır turizmine büyük ilgi gösteriyorlar. Düşük gelirli aileler, günlüğü 10 TL'den kiraladıkları çadırları, sahil bandındaki alanlara kurarak, ekonomik tatil yapmanın tadını çıkarıyorlar.

Atakent Belediye Başkanı Hasan Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz'in en büyük çadırlı kamp bölgelerinden biri olmaya başlayan Kapızlı kamp alanında kurulan çadır sayısında önceki yıllara göre büyük artış olduğunu söyledi.

Gelen gurbetçi ve yerli kampçılara her türlü kolaylığın sağlandığını ve bu bakımdan Kapızlı kamp alanın büyük ilgi gördüğünü ifade eden Uslu, tatillerini çadırda geçirmek isteyenlerin sayısının çok fazla olması nedeniyle, talepleri karşılamak için kamp alanlarında gerekli tedbirlerin alındığı belirtti.

Otel, motel ve pansiyon fiyatlarıyla kıyaslandığında çadırlı kamp yapmanın çok ucuz olduğunu vurgulayan Uslu, ''Bir kişi otelde kalacak olsa sadece oda fiyatı 50 ile 70 TL arasında değişiyor. Halbuki çadırlı kamp yapmak istese bir ailenin günlüğü 10 TL. Bu yönden bakıldığında çadırlı kamp en ekonomik olanı. Bu da dar gelirli tatilciler için büyük bir fırsat yaratıyor'' dedi.

Uslu, 10 TL ücretin tatilcilerden sadece elektrik ve su parasını karşılamak amacıyla alındığını kaydetti.

Çadır turizmini tercih eden düşük gelirli tatilciler ise, çeşitli kentlerden gelenlerle güzel dostluklar edinerek, gece eğlenceleri düzenleyip çadırda tatili daha eğlenceli hale getirmeye çalışıyorlar.

Çadırdaki tatilciler, çadırla tatil yapmanın turistik tesislere göre daha ekonomik olduğunu, yaklaşık 1 ay burada tatil yaptıklarını, elektrik ve su dahil günlük 10 TL ödediklerini, bu fiyatın da kendileri için çok makul olduğunu belirttiler.

Tatilciler ayrıca, belediyenin kendilerine her türlü imkanı sunduğunu, bunun yanında da çeşitli kentlerden gelenlerle tanışarak yeni dostluklar edinme fırsatı bulduklarını kaydettiler.

AA

Labels: , , , , , , , ,

Bir haftada 19 bin turist


7-15 Temmuz tarihleri arasında Alsancak Limanı'na yanaşan 8 geminin yolcuları esnafın yüzünü güldürdü

Yaz sıcaklarıyla beraber İzmir adeta ıssız kent haline gelirken, kruvaziyer gemileriyle kente gelen turistler, esnafın yüzünü güldürdü. 7-15 Temmuz tarihleri arasında Alsancak Limanı'na yanaşan 8 kruvaziyer gemisi yaklaşık 19 bin turisti İzmir'e taşıdı. İki kruvaziyer gemisinin birden geldiği 15 Temmuz Çarşamba günü ise kent cıvıl cıvıl oldu. 5 binin üzerinde turistin bir bölümü Selçuk'daki Meryemana Evi'ni ziyaret ederken, turistlerin önemli bölümü de kent merkezinde alışveriş yapmayı ve yemek yemeyi tercih etti.

YÜZDE 10 ARTIŞ VAR
Ege Turizm Seyahat Acenteleri Derneği Başkanı Alex Baltazzi, genel turizmdeki düşüşe rağmen kruvaziyer turizminde artış yaşandığını belirterek, "İzmir de bu gelişmenin payını alıyor" dedi. Konuştuğu yabancı tur operatörlerinin de İzmir'deki gelişmeden memnun olduğunu ifade eden Baltazzi, "Kriz ortamlarında kruvaziyer turizmi Avrupalı aileler için daha uygun, daha rahat ve aranılır bir tatil türü haline geldi. Bana göre kruvaziyer turizminde yüzde 10'luk artış var. Ancak İzmir olarak daha fazla yolcu çekmek ve turistlerin daha fazla para harcaması için çok şey yapmalıyız. Şehir içinde görülecek eserleri daha fazla artırmalıyız. Yeni müzeler kurmalıyız. Artık turistler Kemeraltı'nda, Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde dolaşıp alışveriş yapıyor. Ancak esnaf hala fiyat listesi yapmıyor. Bu da turistleri alışveriş yapmak ya da lokantaya girme konusunda caydırıyor" diye konuştu.
Baltazzi, turizmde KDV oranlarının yükseltilmesinin ise mevcut canlılığa olumsuz yansıyacağını kaydetti. Baltazzi, sezon ortasında bu tür düzenlemelerin yapılmaması gerektiğini ifade etti.

Hangi gemi kaç yolcu getirdi?
Gemi adı Geldiği tarih Yolcu sayısı
Msc Poesia 07.07.2009 3095
Costa Serena 08.07.2009 3735
Costa Romantica 09.07.2009 1642
Grand Mistral 11.07.2009 1458
Aida Vita 12.07.2009 804
Msc Poesia 14.07.2009 3082
Costa Serena 15.07.2009 3759
Grand Mistral 15.07.2009 1392
Toplam Yolcu 18967
Kaynak: İzmir Ticaret Odası

Labels: , , , , , , ,

Almanlar türkleri çok sevdi!

Almanya Turizm Araştırması 2009 sonuçlarına göre, Türkiye Almanların yurt dışı destinasyondaki tercih sıralamasında üçüncü sıraya yükseldi.

AA muhabirinin Kültür ve Turizm Bakanlığından aldığı bilgiye göre, araştırma sonuçları, Almanların 2009 yılında sıcak ve uzak tatil yerleri yerine;

yakın ülkelerde tatili tercih ederek, İspanya, İtalya ve Türkiye'ye yöneldiklerini gösterdi.

''Almanlar Krizde Nereye Seyahat Edecek'' konulu turizm araştırması, Almanların İspanya ve İtalya'dan sonra Türkiye'yi tercih ettiklerini ortaya koydu.



-TATİLE GİTMEK YERİNE EVDELER-



Araştırma sonuçlarını değerlendiren BAT Geleceğin Sorunları Vakfı Müdürü Horst Opaschowksi, dünyada hüküm süren ekonomik krizin turizmi etkilediğini ifade etti.

Dünyanın en çok seyahat eden milleti olan Almanların 2009 yılında seyahat edecekleri yerler konusunda kararsız olduklarını aktaran Opaschowski, tatile gitmek yerine evde kalmayı tercih edenlerin sayısında artış olduğunu belirtti.

Horst Opaschowski, söz konusu araştırmaya göre, seyahat eden Almanların da yurt dışı destinasyonlarında en çok İspanya'nın (yüzde 8.2) tercih edildiğini, bu ülkeyi sırasıyla İtalya (yüzde 5.5) ve üçüncü olarak da Türkiye'nin (yüzde 5.2) tercih ettiklerini kaydetti.

Opaschowski, ayrıca 2009 yılında Almanların İspanya, İtalya ve Türkiye'ye yönelmesinin, Akdeniz güneşinin bu yıl da ağırlığını koruduğunu gösterdiğini bildirdi

Labels: , , , , , , , ,

Şehir magandası turizm tanıtımında!


ANTALYA - İsveç'ten tatil için Antalya'nın Alanya İlçesi'ne gelen İsveçli turist 33 yaşıdaki Daniel Johanssen, sevgilisi 31 yaşındaki Linda Karsen'i taciz eden şehir magandaları tarafından dövülerek

11 Temmuz’'a tatile gelen Daniel Johanssen ile sevgilisi Linda Karsen yemeğe gittiı. ‘Bir restoranda yemek yiyen çift, İskele Caddesi'nde gezintiye çıktı. Bu sırada yanlarına yaklaşan iki kişi Linda Karsen'e sözlü tacizde bulundu. Sevgilisinin sözlü tacize maruz kaldığını gören Daniel Johanssen, uyarıda bulundu. Şehir magandaları Linda Karsen'i el ile taciz etmeye başladı. Daniel Johanssen, sevgilisini kurtarmak isterken kimliği belirsiz 2 kişi tarafından engellendi. Daha sonra şehir magandaları İsveçli turisti döverek hastanelik etti. İsveçli turist çift, çevredekiler tarafından çağırılan ambulansla Alanya Devlet Hastanesi'ne götürüldü.
Yaralı turist tedavisi yapıldıktan sonra polise şikayette bulundu. Polis şehir magandalarını bulmak için araştırma başlattı. (dha)

Labels: , , , , , ,

Sunday, August 26, 2007

Antik Kentler ve Ören Yerleri


Efes

Selçuk'un 3 km. güneyinde, Panayır ve Bülbül Dağı yamaçları, Ayasuluk Tepesi
12 İon kenti içinde günümüze kalan en önemli antik kent, Antik dönemin ticaret, kültür ve dini merkezi, Hellen, Roma ve Bizans dönemlerine ait, kültürel değeri yüksek kalıntılar bulunuyor. Hıristiyanlar için kutsal hac yeri, Ziyarete açık. Antik tiyatro, Efes Festivali kapsamında çeşitli kültürel etkinlikler için kullanılıyor. Kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.

Bergama Antik Kenti

Bergama kentinde İon, Hellen, Roma ve Bizans dönemlerine ait anıtsal yapılara sahip. Hellenistik dönemin kültür, bilim ve sanat merkezi.

Asklepion

Bergama antik kentinin 1 km. güney batısında Hellenistik dönemde Bergama'nın sağlık merkezi ve kutsal alanı. Bergama antik kentine çok yakın oluşu, ziyaret potansiyelini artırmakta. Kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor.

Bayraklı(Eski İzmir)

İzmir Körfezinin kuzey doğusunda, Tepekule mevkii.İ.Ö.3000-İ.Ö.4.yy. arasında sürekli yerleşim alanı. Truva-Yortan ve Hitit uygarlıklarına ait buluntular, İ.Ö.7.yy. ait megaron tipi evler ve Tantolos'un mezar kalıntıları önemli. Kazı ve restorasyon çalışmaları sürüyor. Ziyarete açık değil.

Kadifekale (Pagos)

İzmir kentinin güneyinde, Pagos dağının iç limana bakan yamaçları.
İzmir'in İ.Ö. 4. Yüzyılda yeniden kurulduğu alan. Hellen, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait yapı kalıntıları önemli. İçkale kısmen restore edilmiştir.

Agora

Konak- Namazgah- Tilkilik Mevki
Roma dönemine ait devlet agorası. Büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Pesoidon, Demeter ve Artemis kabartmalar önemli.

Erythari (Ildır)

Çeşme'nin 15 Km. Kuzeyinde
Ildır Köyünde 12 İon Kentinden biri. İon. Hellen ve Roma dönemlerine ait kalıntılar vardır. Kenti karadan çeviren sular iyi korunmuştur. En son 1988 yılında kazı yapılmıştır. Devlet agorası ve kutsal alan Herakleion henüz kazılmamıştır.

Klazomenai (Urla)

İzmir'in 38 Km. batısında Urla Kenti içinde Yerleşim tarihi İ.Ö. 4000'lere uzanmaktadır. İ.Ö. 2000'lerde önemli bir seramik merkezi. 12 İon kentinden biri olup, eşit parsellerden oluşan Hippodamik plana göre kurulmuştur. Dünyanın en eski limanı olarak bilinir. Ziyarete açık, kazı çalışmaları sürüyor.

Larissa

Menemen- Buruncuk Köyü bitişiğinde 12 İon kentinden biri, en eski kalıntıları İ.Ö. 7.yüzyıla ait ziyarete açık, kazı çalışmaları sürüyor.

Panaztepe

Menemen Kesik Köyünde İ.Ö. 2000'lere ait mezar kalıntıları ve miken uygarlığına ait kent kalıntıları, Arkaik ve Hellen dönemine ait yapı kalıntıları, Roma ve islami döneme ait mezarlıklar bulunmaktadır. 12 İon kentinden biridir.

Temnos- Neonnikos - Nionithon

Menemen İlçesinde Kazı çalışmaları yapılmıştır. Temnos, 12 Aiol kentinden biridir.

Phokaia (Foça)

İzmir'in 70 Km. Kuzeybatısında Foça Yarımadasında
Hemeros destanında adı geçen mitolojik bir kent. 12 İon kenti arasında denizcilikte gelişmiş bir liman kenti. "Horoz" ve "Fok Balığı" senbolleri olan kent mitolojik, arkolojik, tarihidoğal ve kentsel sitin birarada olduğu özgün bir yerleşim yeridir ." Özel Çevre Koruma Bölgesi" ilan edilmiştir.

Aigaia

Aliağa Hacıömerli Köyü Nemrut Dağı (Gündağı) üzerinde.
12 Aiol kentinden biri, kazı yapılmamıştır. Kalıntılar Hellenistik ve Roma izlerini taşımaktadır.

Kyme (Nemrut)

Aliağa'nın kuzeyi, Çıfıtkale Mevki.
Aiol kentleri arasında en büyüğüdür. Hellenistik dönemde güçlü bir liman ve ticaret kenti, Hiristiyanlık döneminde piskopos merkezi, , kazı çalışmaları sürüyor.

Myrina

Aliağa'nın Batısında Kocaçay Ağzında
Aiol kentinden biri. Hellen ve Roma dönemi kalıntıları bulunmuş ve 5000'e yakın mezar açılmıştır.1881'de ilk Nekropolde ele geçen toprak heykelcikler (Myrina Figürenleri) önemli buluntularıdır.

Gryneia

Aliağa'nın kuzeyi, Çıfıtkale mevkiinde
Myrina'nın kuzeyinde, deniz kıyısında, 12 Aiol kemtinden biridir. Kazı yapılmamıştır.

Pitane (Çandarlı)

Dikili-Çandarlı Yarımadası
Yerleşim tarihi İ.Ö. 3000'lere uzanıyor. Truva-Yortan uygarlık dönemlerine ait seramik buluntular önemli. 12 Aiol kentinden biri. Çok az kalıntı günümüze kalmıştır. 13-14 yy.da Cenevizlilerden kalan kale restore edilerek korunmuştur. Kalede Kaleiçi Kültür ve Sanat Festivali düzenlenmektedir.

Teos

Seferihisar-Sığacık Köyünün 1km. güneyinde, deniz kıyısında.
12 İon kentinin en önemlilerinden biri. İki limanı olan kentte deniz ticareti gelişmiştir. Hellenistik ve Roma dönemi kalıntıları olup Antik dünyanın en büyük Dionysos Tapınağı bulunmaktadır. Ziyarete açıktır. Çok az kazı yapılmıştır. Tarihi ve doğal çevre zenginliği, potansiyel değerini artırmaktadır.

Lebedos

Seferihisar- Ürkmez Köyünün güney doğusu
12 İon kentinden biri. Hellen ve Roma dönemi kalıntıları bulunmaktadır. Kazı yapılmamıştır.

Karaköse Harabeleri

Labels: , , , , , , , , ,

Manavgat şelalesi tatilin zevki


Manavgat’tan Oymapınar Barajına doğru suyun izini sürmek

BÜYÜK VE KÜÇÜK ŞELALE, SELEUKIA ANTİK KENTİ, MANAVGAT BARAJI, OYMAPINAR BARAJI VE BARAJ GÖLÜ

Manavgat Şelalesi

(Büyük ve Küçük Şelaleler)

Her mevsim bol suyu olan Manavgat Çayı, Manavgat’ın 4 km kuzeyinde çok güzel görüntü veren ...

Büyük Şelale’ye gelmeden, Manavgat’tan 2 km sonra, sağa Küçük Şelale yolu ayrılıyor. Yoldan 1 km içeride, çayın Küçük Şelale bölümü karşınıza çıkacak. Büyük şelaleye göre daha küçük bir yükseltiden dökülen küçük şelale çevresi de bir mesire yeri haline getirilmiş. Aynı doğal görünümün bulunduğu, biraz daha sakin olan küçük şelalede Küçük Şelale Restaurant, lokanta ve çay bahçesi olarak hizmet veriyor.

Seleukia

Manavgat şelalesinin yanından geçen ve kuzeye Manavgat ve Oymapınar Barajları’na giden yolu izlemeye devam ediyoruz. Kısa bir süre sonra, Manavgat çayına dökülen küçük bir derenin üzerinde tarihi bir su kemeri kalıntısı göreceksiniz. Çok iyi durumdaki su kemeri muhtemelen Roma döneminde, Side’ye Manavgat çayından su taşımak için kullanılmış. (Antik su kanallarının kalıntıları, Manavgat Side arasında da görünüze çarpacaktır.)

Yola devam ediyoruz. Yaklaşık 3 km sonra (Manavgat’tan 8.2 km), solda Bucakşeyhler ve Seleukia yön levhası karşınıza çıkıyor. Yol Bucakşeyhler’e kadar (1 km) asfalt. Köyün camisinin hemen önünden sağa toprak yola giriliyor. Yaklaşık 3.5 km sonra Seleukia antik kenti girişine ulaşılıyor.

Seleukia çok önemli bir antik yerleşim değil. Ama konumu çok güzel. Sık çam ormanının içinden geçilerek çıkılan kentte kalıntılar, çok geniş bir alana dağılmış ve Manavgat ovasına bakıyor. Açık havada uçsuz bucaksız Manavgat ovasının yanısıra Side, Sorgun ve Titreyengöl’ü net olarak görebilirsiniz.

Kaldığınız otel ya da tatil köyünde geçen günlerin monotonluğundan sıkıldığınız bir gün, çamların uğultusundan ve su çağıltısından başka sesin bulunmadığı bir ortamda yeni bir yer keşfetmek için yürümeyi düşünürseniz eğer, Seleukia’ya gidin.

Görebileceğiniz kalıntılar arasında hamam, içinde dükkanlar bulunan agora ve agora’nın hemen yanıbaşında iyi durumda bir tapınak bulunuyor. Aman kalıntıları keşfetmek için fazla uzaklaşmayın, kaybolabilirsiniz.

(Ayrıntılı Bilgi için Türkiye’nin Antik Kentleri Kitabı’na bakınız.)

Manavgat Barajı

(Manavgat’tan 15 km)

Manavgat-Oymapınar yolu üzerinde, sağda Manavgat Barajı levhası çıkacak karşınıza. Sapaktan 3 km içeride Manavgat Barajı ve ardında baraj gölü yer alıyor. Baraj çevresinde 10’a yakın lokanta ve piknik alanları var. Gölde sazan balığı avlanıyor. Av yasağının bulunduğu Mayıs - Temmuz ayları dışında, lokantalarda sazan balığı bulabilirsiniz. Alabalık ve ızgara et çeşitlerini ise her zaman.

Oymapınar Barajı ve baraj gölünde gezinti

(Manavgat’tan 18 km)

Oymapınar köyünün yanından geçen yol bir süre sonra Oymapınar barajı giriş kapısına ulaşıyor. Güvenlik nedeniyle kapıda kimlik bırakılıyor.

Kapıdan sonra sağlı sollu iki yol var. Sağı izlerseniz, barajın önüne solu izlerseniz barajın üstüne çıkarsınız. Dar bir vadiye kurulmuş 180 metre yüksekliğindeki Oymapınar barajının üzerinde dolaşmak heyecan verici. Bir yanda 180 metrelik birç uçurum, öte yanda derinliği 100 metrenin çok üzerindeki baraj gölünün o müthiş basıncına direnen, potansiyel enerjiyi elektriğe dönüştüren beton gövde. Aklı karışıyor insanın. İçinizin ürperdiğini hissediyorsunuz.

Yeşillikler içindeki baraj gölünün çevresini dolaşmak için, baraj üzerinden otomobille karşıya geçilebiliyor.Toprak yolu izleyin. Yaklaşık 3 km sonra Yeşil Restaurant’a varacaksınız. İster yemek yiyebilir, ister soğuk bir şeyler içebilirsiniz. Eğer saat 11’den önce gelirseniz, restoran sahiplerinin organize ettiği göl turuna mutlaka katılın. Bu tur sırasında tekne yüzlerce metre uzunluğundaki bir kanyona giriyor. Heyecan verici bu geziyi, kiremitte alabalık ile noktalayın. Yanında köy ekmeğiyle servis yapılıyor.

Etenna

Manavgat’ın 31 km kuzeyinde Sırtköy’ün bulunduğu yerde, dağın yamacına kurulmuş Etenna’nın tarihi Helenistik döneme uzanıyor. Etenna’dan Akdeniz’in maviliklerini ve Side’yi kuş bakışı seyredebilirsiniz. Akropol’ünde Roma hamamı, Bazilika, anıt mezarlar, su sarnıçları, surlar ve agora kalıntıları yer alıyor. Sırtköylüler antik hamamın içinden çıkan suyu köye kadar indirmişler ve halen kullanıyorlar. Etenna’ya Manavgat-Şelale yolu üzerindeki Noras Köprüsü’nden sola sapılarak ulaşılıyor.

İbradı ve Alabalık Vadisi

Oymapınar baraj gölünün solundan geçep toprak yol İbradı’ya gidiyor. Toroslar arasındaki bu şirin ilçenin yakınlarında Alabalık vadisi var. Alabalık vadisine gitmek için bozuk toprak yolu değil de biraz daha uzun da olsa asfalt yolu tercih ederseniz, Akseki üzerinden Cevizli’ye ulaşmanız gerekiyor. Alabalık vadisi Cevizli’den 7 km uzaklıkta.

Manavgat çayının en önemli kaynaklarından biri de bu vadideki mağaradan çıkıyor.

Vadi, yeşilliklerle örtülü çevrede yürümek, dereye olta sallamak isteyen doğa tutkunlarının uğrak yeri.

Derede bir zamanlar bol alabalık bulunurmuş. Yanlış avlanma sonucu azalmış. Derenin suyu şimdi alabalık çiftliğinde değerlendiriliyor. Çiftliğin bir de lokantası var.

Labels: , , , , , , , , ,

KÖPRÜLÜ KANYON




KÖPRÜLÜ KANYON-SELGE

Antalya’dan Alanya’ya doğru yolumuza devam ediyoruz. Aspendos sapağından 5,3 km sonra (Antalya’dan 53 km), Selge-Taşağıl-Beşkonak yön levhasını göreceksiniz.

Bir doğa harikası olan Köprülü Kanyon’a sapaktan itibaren 43.5 km’lik bir yolla ulaşılıyor.

Toros’lara doğru giden dar, virajlı ama asfalt yolun büyük bölümü çam ormanlarının yeşilliği içinde geçiyor. Doğanın Türkiye’nin bu bölgesine ne kadar cömert davrandığını düşünüyorsunuz. Çam kokusunu ciğerlerinize dolduruyorsunuz. Bu doğal değerlere yeterince sahip çıkılıp çıkılmadığı sorusu aklınıza takılıveriyor. Haklısınız. Çünkü birazdan karşınıza çıkacak görüntü yüreğinizi parçalayacak. İnsanoğlunun doğanın binlerce yılda kendisine bahşettiği değerleri nasıl tahrip ettiğini görecek ve isyan edeceksiniz.

Evet, 1994 yazı sonunda bir kıvılcımla başlayan yangının çıplaklaştırdığı kilometrelerce karelik orman alanından geriye kalan hüzün verici tablo, sapaktan sonra 27. km’de başlıyor ve yaklaşık 4 km devam ediyor. Yangının üzerinden 5 yıla yakın zaman geçti ve bu süre içinde yeniden ağaçlandırma yapıldı ama doğanın kendisini yenilemesi yıllar alacak.

Beşkonak’tan sonra dere kenarında restoranlar ve rafting tesisleri başlıyor. Bu salaş tesisler, Köprülü kanyon girişine kadar devam ediyor. Yöreyi ziyarete gelen turistlere ve rafting yapmak isteyenlere servis veren restoranlarda ızgara et, tavuk ve alabalık yenebilir. Alkollü ve alkolsüz içki servisi de yapılıyor. Yakınlarda bir de alabalık çiftliği var.

Artık bir doğa harikası olan Köprülü Kanyon’un girişindesiniz. Köprüçayın yüzbinlerce yıl süren uğraşla oluşturduğu kanyonun girişinde bir Roma köprüsü var. Köprülü Kanyonun simgesi durumuna gelen Oluk Köprünün üzerinden kamyonlar bile geçebiliyor. Kanyonu 27 metre yüksekten aşan ve kesmetaştan bindirme tekniğiyle yapılan köprü M.S. 2. yüzyıla tarihleniyor.

Bölgedeki diğer çaylar gibi yaz aylarında suyu temiz olan Köprü çaya girilebiliyor. Su sıcaklığının 15 derecenin altında kaldığını ve yazın sıcak günlerinde böyle bir serinliğe ihtiyaç duyacağınızı unutmayın ve hazırlıklı olun.

Çevrede Oluk köprüden başka bir köprü daha var. Piknik yapmak için doğal güzelliği ve suları ile ideal bir ortam sunan Büğrüm köprüye, Oluk köprüyü geçtikten bir süre sonra sola dönerek ve 1 km yol alarak ulaşabilirsiniz.

Selge:

Selge antik kentine gitmek için de Oluk Köprü’yü geçmek gerekiyor. Selge, köprüden yaklaşık 13 km uzaklıkta. Yol dar ve taşlı topraklı. Yükseldikçe manzara da güzelleşiyor. Aşağıda köprülü kanyon girişini, ormanlarla örtülü vadiyi, kıvrıla büküle akan Köprü çayını ve karşıda tepesinde kar hiç eksik olmayan, güneşte parıldıyan Toka Dağı’nı hayranlıkla seyredeceksiniz.

Biraz daha yükseliyorsunuz, ağaçların arasından sivrilen kayalıkların ilginç yapısı dikkatinizi çekiyor. Karstik yapının aşınmasıyla oluşmuş kayalıklara yörede "Adam Kayalar" ya da "Şeytan Kayaları" deniyor.

Yolun ilerleyen kesiminde Akdeniz Servisi ormanıyla karşılaşırsınız. Ortadoğunun saf olarak korunabilmiş tek Akdeniz Servisi Ormanı bu yol üzerindedir.

Ulaşımı hâlâ zor olan Selge, antik çağda güçlü bir kent devleti imiş. Şimdi bu kent kalıntıları arasında yaşamını sürdürmeye çalışan köylülerin içinde bulundukları yoksulluğu düşününce, binlerce yıl önce burada 20,000 kişinin nasıl yaşadığını, neyle geçindiklerini, ne yeyip içtiklerini düşünmeden edemiyor insan. Tarihçiler Selge’nin üzerinde kurulduğu coğrafya parçasının çok verimli olduğundan, zeytinciliğin, bağcılığın ve hayvancılığın yaygınlığından söz ediyorlar. Şimdiki köy halkının tek geçim kapısı hayvancılık. Bir de Selge’ye gelen turistlere bir şeyler satmaya çalışan çocukların köy ekonomisine sağladığı katkıdan söz edilebilir. Çocuklar bu işi o kadar ileri götürmüşler ki, Sultanahmet meydanı misali, gelen turistlerin çevrisini bir ordu gibi sarıyorlar. Biraz daha uyanıkları ise köyün girişini zincirle kapatmış, gelen geçenden para almaya çalışıyorlar.

Selge’nin tarih sahnesine çıkışı, bölgedeki diğer kentler gibi M.Ö. 5. yüzyıla rastlıyor. Ve yine diğer kentler gibi bu dönemde konu olan en önemli olay Büyük İskender’in ordularıyla bölgeden geçmesidir. Ama Selgeliler diğer kentlerin tersine bunu memnunlukla karşılamışlar. B. İskender’e elçi yollamışlar, ordularına yol göstermişler.

Selge bağımsızlığını M.S. 3. yüzyıla kadar sürdürüyor. Sonra da Roma egemenliğine giriyor.

Ören yerini gezmeye tiyatrodan başlayabilirsiniz. Köyün içinden geçen yol tiyatroya kadar gidiyor. Sahne binasıyla basamaklarının bir bölümü çökmüş olan tiyatro, Selge’nin en iyi yapısı durumunda. En üst basamaklara çıkıp çevreyi seyredin. Arkanızda yalçın bir tepe göreceksiniz. Köylüler Bozburun Dağı diyorlar.

Tiyatronun hemen altında, köy evleriyle iç içe stadium uzanıyor. Oturma sıralarının bir bölümü görülebiliyor. Tiyatroya göre doğuda, bir tepenin eteklerinde Agora kalıntıları bulunuyor. Tepenin güney eteklerinde ise kentin tek nekropolü yer alıyor. Şehrin güneyindeki tepe üzerinde de şehir duvarları uzanıyor. Şehrin ana kapısı da burada. duvarların kuzeyinde iki tapınağın kalıntıları var. İki tapınaktan birinin Zeus’a, diğerinin Artemis’e adanmış olduğu tahmin ediliyor.

KÖPRÜÇAY’DA RAFTİNG

Güneşin kavurucu sıcağında hava 30-40, deniz suyu 24-27 derecede iken 12 derecelik kaynak suyu üzerinde raftinge ne dersiniz?

Rafting için en iyi parkur Köprüçay üzerindedir. Köprüçay kanyonunda başlayan rafting serüveni her gün yerli yabancı yüzlerce turisti çekiyor.

Köprüçay üzerinde en az 15 seyahat acentası rafting turları organize ediyor. Bot, kürek, can yeleği ve kask acentalar tarafından karşılanıyor. Bu zevkli serüvene katılmak isteyenlere mayo ve ıslanabilir ayakkabı getirmek düşüyor.

12 km’lik rafting parkuru 1-3 zorluk derecelerinden oluşuyor ve her yaştan insan katılabiliyor.

Su bol ve kaza riski hemen hemen hiç yok gibi. Rafting botlarına 8-10 kişi rahatlıkla binebiliyor. Bir de 2 kişilik kayaking botları var. Bu güzergahta her ikisi de kullanılabiliyor.

Köprüçay suyu özellikle yaz aylarında billur gibi ve içilecek nitelikte. Derinlik 1-5 metre arasında değişiyor.

Köprüçay’a kendi imkanlarıyla gelen ya da otel rezervasyonlarında satılan tura katılıp acenta tarafından alınan turistler Köprüçay köprüsü civarındaki başlama noktalarından birinde, saat 11.00, 11.30 civarında botlara biniyorlar. Tur öncesinde rehber tarafından bilgilendirilen raftingciler, 1 km’lik ilk etap sırasında daha çok kürek çekme ve bota yön verme deneyimini sakince akan suda yaşıyorlar. "Büğrüm köprü" mevkiinde yarım saatlik gezi, yüzme ve fotoğraf molası veriliyor. Gizli kanyon bölümündeki tarihi köprüye çıkılıyor ve büyük kaynak suyu seyrediliyor.

Saat 13.00 civarında yemek molası ardından tekrar botlara biniliyor ve 2.5 saat sürecek ve Beşkonak’a 3 km kala son bulacak 11 km’lik parkura başlanıyor.

Küçük şelaleler, hızlı akıntılı bölümler burada. Devrilip devrilmemek her botta bulunan rehberin ustalığına kalmış. Rehberin komutlarının raftingcilerin çığlıklarına karıştığı bu etap oldukça keyifli.

Sonraki etaplarda yarışma ve animasyonlar yer alıyor. Animasyon, şaka ve yarışmaların hepsi "su"lu. Bir de çamur banyosu var ki, o da tümüyle fotoğraf çekmek için malzeme oluşturmak amacını güdüyor.

Rafting serüveni saat 16.00 gibi sone eriyor. Etapları başarıyla tamamlayan raftingcilere sertifikaları ile profesyonel fotoğrafçılar tarafından çekilip acele bastırılan fotoğrafları bu keyifli günün anısı olarak veriliyor.

En az 6 kişilik bir grup oluşturabiliyorsanız ve seyahat acentaları tarafından organize edilen turları kaçırdıysanız, kendi imkanlarınızla Köprülü Kanyon’a gidebilir ve raftingci acentalarla doğrudan görüşebilir ve aldığınız rehberle kendi rafting serüveninizi organize edebilirsiniz.

Rafting için kişi başı ödenen ücret yemek dahil 30-45 alman markı arasında.Köprülü Kanyon

Milli Parkı

Sınırları içinde Köprülü kanyon, köprü çayı ve antik Selge kentinin bulunduğu 36.500 hektarlık alan, 1973 yılında Köprülü Kanyon Milli Parkı ilan edildi.

Ön Asya’daki en büyük Akdeniz servi ormanı buradadır. Bu zengin doğal ortam yaban hayatın gelişmesine de imkan tanımış. Usulsüz avlanmalarla sayıları azalmış da olsa, milli park sınırları içinde yaşayan hayvanlar şöyle: geyik, dağ keçisi, tilki, kurt, sansar, porsuk, turaç, keklik, çulluk, üveyik, kartal.

Labels: , , , , , , , ,

Thursday, January 11, 2007

Denizi, Kumu bir de Şarapları ile ünlü ; Avşa Adası

Marmara Denizi ortasında Kapıdağ Yarımadası'nın uzantısında oluşmuş adalar grubundan biri. Bir ismi Avşa, diğer ismi Türkeli, halk arasında ise Şarap Adası olarak ünlenmiş. İstanbul'a çok yakın olmasına rağmen İstanbul'dan çok farklı. Marmara'dan Çanakkale Boğazı'na kucak açmış. Ege havası var . Deniz suyu lezzetiyle Ege gibi tam karşınızda Kara Biga, arkanızda Tekirdağ, yanınızda Marmara Adası, elini uzatsanız Ekinlik, Koyun, Paşa Limanı, biraz ilerde Erdek.

Coğrafi durum

Marmara'nın yüzey suları genellikle az tuzlu olup ortalama binde 22 tuz oranındadır. 15-20 metrelik bir katmana sahip yüzey suları sıcaklığı 24 derece civarında seyrederken Ege'ye doğru yüzey, Karadeniz'e doğru dip akıntısı bulunur. Marmara Denizi'ni güneybatısında üç büyük ada olan Marmara, Avşa, Paşa Limanı ve dokuz küçük Ekinlik, Koyun, Mamali, Hasır, Pala, Fener, Asmalı, Paşa Limanı koyunda iki adacık görülür. Avşa 20,62 km2 yüzölçümü ile çevresinde 33 km.lik yol bulunuyor. Adayı çevreleyen koylar arasında kuzeyde Değirmen, Mavikoy, Kambur Tarla, Çiftlik, Aleko, Küllü Yalı, Yiğitler, güneyde Aksa, Manastır, Beyaz Saray, Çınar, Kum Burnu, Altınkum, koy ve plajları yer alıyor. Arazi yapısı bakımından Ayit, granit, grays, kristalin, sist ve mermer egemen olup granit ve grano diyotrit anakayasından oluşan kumlu topraklar görülür. İstanbul'a 65 mil uzaklıkta yer alan Avşa, dördüncü zamanın sonunda denizin yükselmesiyle diğer adalar gibi Kapıdağ Yarımadası'ndan ayrılmış. En soğuk ayı Ocak'ta, en sıcak günleri Temmuz'da, en çok yağmuru Aralık ayında görüyor.

Tarihçesi

Kizikoslu Diogenes, Propontis Marmara Adaları'ndan bahsederken OFİOUSA ile FİSİA"yı birbirinden ayırıyor. Pilinius bu adaya OPHİUSSA diyar diyor. Bizans tarihinde adanın ismi AFOUSİA olarak geçiyor. Toprak durumu yüzünden hiçbir zaman zengin olamamış ve bağımsız idareye kavuşamamış olan bu ada, tarihi akışına göre çevresinde hakim olan kuvvetlerin egemenliğine girmiştir. Ada Hıristiyan din adamları için sürgün yeri olarak kullanılmış. Ve GEDEON'un iddiasına göre ortaçağda boş kalmış.

Akdağmadeni'ndeki tarihi kilise ve cezaevi restore edilecek

Yozgat'ın Akdağmadeni Belediyesi, ilçe merkezindeki tarihi dokunun korunup, turizme kazandırılması için harekete geçti.

Bu amaçla ilçede bulunan en önemli tarihi eserlerden 1862 yılında yapılan Ortodoks Kilisesi ve Rum asıllı Gazaro Hüseyin Efendi tarafından han olarak yaptırıldıktan sonra cezevine dönüştürülen tarihi binanın restore edilmesi için hazırlanan proje Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygun bulundu.

Atatürk'ün Meclis'te, "Bu millete bir ordu kadar hizmeti dokunmuştur" dediği Ortodoks din adamı Papa Eftim'in doğum yeri olan Akdağmadeni İlçesi'ndeki Ortodoks Kilisesi restore edilerek turizme kazandırılacak. Belediye Başkanı AKP'li Suphi Daştan, doğal güzellikleri ve tarihi eserler bakımından Akdağmadeni'nin turizm açısından çok önemli bir ilçe olduğunu belirterek şunları söyledi:

"İlçemizde çok önemli 14 tarihi eser bulunmaktadır. Eserlerin büyük bir bölümü bakımsızlıktan harabeye dönmesine rağmen, yurt dışından gelen turistlerin ilgisini çekmektedir. Tarihi eserlerden Ortodoks Kilisesi ve Osmanlı Dönemine ait cezaevinin restorasyonu için hazırladığımız projeler Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygun bulundu. En kısa zamanda kilise ve tarihi cezaevinin restorasyonunu tamamlayarak turizme kazandıracağız."

İlçe merkezinde bulunan tarihi yapıların `Açıkhava Müzesi'ni andırdığını belirten Daştan, "Zaman içinde tarihi doku, yeni yapılanmanın gölgesinde kaldı. Bu dokuyu koruyup, ön plana çıkartarak, gelecek nesillere bırakabilmenin yollarını arıyoruz" dedi. İlçe merkezinde bulunan tarihi binalardan bazılarının daha önce restore edilerek resmi kurumların kullanımına verildiğini hatırlatan Başkan Daştan şunları söyledi:

"Büyük bölümü ise bakımsızlıktan ve duyarsızlıktan dolayı yıkılmaya yüz tutmuş bir vaziyettedir. İlçemiz merkezinde bulunan bu tarihi yapıları aslına uygun olarak restore ettirip, turizme kazandırmayı amaçlıyoruz. İlçe merkezinde bulunan en önemli tarihi eserlerden birisi olan ve 1862 yılında yapılan Türk Ortodoks Kilisesi de bakımsızlık ve ilgisizlikten yıkılmaya yüz tutmuştur. İlçe merkezinde tarihi han, cami olarak kullanılan kilise, Bahri Bey Konağı, Halk Eğitim Merkezi binası, Osmanlı döneminde yapılan Redif Taburu binası tarihi yapılar arasında dikkat çekenlerden bir kaçıdır."

Yerli turist sigortalı tatil yapacak

Turizm sektörünün gelişmesi, sektörün her geçen gün müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik yeni satış stratejiler üretmesini sağlıyor

İç pazarda ucuza seyahat anlayışının öncüsü olan Wing Travel, bir ilke daha imza atarak kademeli fiyatlandırma yöntemiyle hazırladığı sigortalı tatil paketini hayata geçirdi.

Buna göre bugüne kadar sadece farklı sezon için farklı fiyatlar uygulanırken, kademeli sistemde fiyatlar aynı sezon içinde de farklılık gösterecek. Havayolu taşıma şirketlerinin uygulamaya soktuğu gibi ilk rezervasyonu yapan daha ucuza, sonrasındaki müşteriler ise daha pahalıya tatil yapacak. Her fiyat için belli bir yatak kontenjanı ayırdıklarını belirten Wing Travel Yönetim Kurulu Başkanı Kanat Elibol, "Fiyatlar her saat içinde bile değişebilecek" dedi. Yerli tatilcinin güven sorunu yaşadığı için erken rezervasyona yönelmediğini belirten Elibol, bu güven sorununu ortadan kaldırmak için de hazırladıkları yeni tatil paketini sigortalı olarak müşteriye sattıklarını söyledi. Böylece müşterinin tatilini rahatlıkla erkenden satın alabileceğini belirten Elibol, "Turizm şirketinin ya da otelin kapanması artık müşteriyi korkutmayacak. Bu tür olumsuzluklar olsa bile sigorta tatilciye parasını ödeyecek" diye konuştu.

5 BİN EURO TAZMİNAT
Sigorta için tüketiciden ücret almadıklarını, sigorta masrafının tatil fiyatı içinde olduğunu belirten Kanat Elibol, yeni hazırladıkları paket için şu bilgileri verdi:

"İlk ayrılan kontenjandan faydalanmaya hak kazanan müşterimiz, 4 yıldızlı otel için Nisan ve Mayıs ayında 14, 5 yıldızlı otel için ise günlük 19 Euro ödeyecek. Haziran itibariyle ise 4 yıldızlı için 19, 5 yıldızlı için de 29 Euro ödeyerek tatil satın alabilecek. Her geçen gün fiyat artacak. Üstelik her tatilcimiz yabancı turistler gibi sigortalı olacak. Genel Hayat Sigorta ile yaptığımız anlaşma çerçevesinde 250 Euro'ya kadar para iadesi yapıyoruz. Müşteri oteldeyken yaşadığı bir mağduriyet durumunda 5 bin Euro'ya kadar kaza sigortasından faydalanabiliyor. Terör gibi durumlar için ise 1000 Euro'luk teminat kapsamı altında olan tatilcimizin hastalık ve ölüm gibi durumlarına karşı da ailesinin ve kendisinin nakil masraflarını karşılıyoruz."